Bilimi itibar meselesi olarak görenleri, böbürlenenleri sevmezdi, TÜBİTAK’ta görev yaptığı sırada yanına gelen bir bilim insanınının; odaya girdiği esnada odada bulunan görevlilerin ayağa kalkmamasını şikayet etmesini çok garipsediğini belirtmiştir. Ona göre bilim insanı böyle olmamalıdır. Bilim insanlarının bağımsız olması gerektiğini savunur, ona göre bilim ile güzel sanatlar arasında fark yoktur. Fark sadece işlenen ürünlerdir.
Cahit Arf 1910 yılında o zamanlar Türk toprağı olan Selanikte dünyaya geldi. Dünyanın en iyi matematikçilerindendir. “Arf Değişmezi”, “Arf Halkaları”, “Hasse – Arf Teoremi” isimli çalışmaları uluslararası kabul görmüştür. Uluslarası ve Ulusal yüzlerce ödül, nişan ve onur kazanmış eşsiz bir Türk Dehasıdır. Akademik olarak en üst seviye olan, Ordirasyüslük unvanını kazanmıştır. Bugün hala bilgisayar bilimlerinden kriptografiye kadar pek çok alanda Cahit Arf’ın teorileri temel kabul edilmektedir. Biz onu 10 Türk Lirası’nın arka yüzündeki portresinden biliyoruz. Temel felsefesi matematiğin sabır olayı olduğu ve anlayarak öğrenilmesi gerektiğidir. Dönemi için düşünceleri olağanüstüdür, ezberci eğitime karşıdır. Kısaca Cahit Arf’ı tanıttıktan sonra gelin bize verdiği mesajı hep beraber inceleyelim.
Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?
1958 – 1959 öğretim yılı Erzurum Atatürk Üniversitesi açılış yılında konuşmacı olarak davet edilen Cahit Arf askerde yaşadığı bir olayı bize anlatır. “Yedek Subay Okulunda bir talim bataryası vardı. Burada erlerin yedek subay adaylarına topların nasıl işlediğini gösteriyorlardı. Bu erlerin bazıları orduya okuma yazma bilmeden gelmişlerdi. Buna rağmen muhtelif parçaların işleyişini, ölçü aletlerinin yapılışını, hepsi de yüksek okul mezunu olan yedek subay adaylarından daha doğru ve kolay anlıyorlardı.” Bu durumu Cahit Arf, anlayarak öğrenm olarak açıklamıştır. Ona göre yedek subay adayları âdeta bir makine gibi düşünmektedir, sadece kendilerine öğretilen kalıplarla anlamaya çalışmaları onların meseleyi anlamlandırma da zorluk çektiklerini göstermektedir. Erler ise olayın kendisi ile ilgilenirler teknik terimlerde boğulmazlar, her insanın doğasında yer alan tahlil etme ve anlama yetisini kaybetmemişlerdir. Bir olayı anlamadıkları zaman anlamadım derler ve olayı mantık yüzgecinden çıkarıp kavramaya çalışırlar. Cahit Arf karmaşık görülen hadiselerin anlamanın çok zor olmadığını belirtip bunu merdiven çıkmaya benzetir. Bir basamak çok kolaydır ancak bin basamak çıkmak için ter dökmek gerekir. Batının ilim ve teknikte ileri seviyelere gelmesinde olağaüstü bir zekaya değil, merdiven basamaklarını sabırla çıkmalarına bağlar. Cahit Arf burada bilim dünyasına tartışma konuları açarken, Türk Milletine de mesaj vermektedir. Ancak yersiz özgüvene karşıda uyarır nede olsa Matematikçidir. Konuşmanın özüne dönecek olursak Cahit Arf insanların makineleşmiş düşüncelerini eleştirip, makinelerin insana özgü estetik kararları alıp almaması hususunun tartışmaya açmıştır. Yani Cahit Arf insanın makineleşmesine karşı çıkıp makinelerin insanlaşabileceğini matematiksel bir ihtimal olarak değerlendirir. Arf’e göre gerçek zeka verilen sorunu parçalara ayırır, tahlil eder ve her bir parça anlamlandırılarak sorun çözülür. Eğer insan sadece kendisine verilen komutları tekrar ediyorsa, makineden farkı yoktur. Matematikte bir sorunun çözümü için birçok yol olabilir, ama bilim insanı en estetik ve kısa olanı seçer. Arf buna “estetik duygu” der. Mesele makinelerin bu estetik duyguya evrilip evrilememesidir. Temelde makineler basit tepkiler verir, çalar saati kurarsınız, siz müdahale edene kadar devam eder. Ancak bir bekçi sizi uyandırmak için benzersiz yöntemler seçebilir. İşte Cahit Arf, makine bir çözümün güzel veya zarif olduğuna karar verebilir mi? Sorusunu sorar. Bu düşünce o dönem için sınırları oldukça aşmıştır, günümüzde yapay zekanın üretkenliği bu bakış açısıyla gelişmektedir.
TÜBİTAK’ın Kuruluş ve Gelişmesindeki Önemi
1963 yılında Ülkemizin Bilim alanında gelişmesi için kurulan TÜBİTAK’ın kurucularındandır. Kurumun ilk Bilim Kurulu Başkanı olmuştur. Burayı merak ve keşif yuvası olarak hedeflemiştir. Genç yeteneklerin erken tespit edilmesini amaçlar. Cahit Arf, teknolojinin satın alınmasını değil öz kaynaklarımızca üretilmesini bununda bilgi üreten insanlarımızca olacağını savunmuştur. TÜBİTAK onun bu ülkeye kazandırdığı somut kazanımlardandır. Kısa vadede modern ve özerk bir kurumun doğuşu sağlanmıştır, uzun vadede ise gençleri burslarla bilime teşvik edilmesi hedeflenmiştir. TÜBİTAK günümüzde etkin bir şekilde çalışmalarına devam etmektedir.
Cahit Arf’ın Mesajı
Cahit Arf herşeyden önce ülkesine faydalı olmayı amaçlamıştır. Gençlerin kimseden birşey beklememesini kendi işlerini kendilerinin görmesini nasihat etmiştir. Bilimin ancak onu üreten toplumların malı olduğunu, başkasının ürettiği bilgiyi sadece kullanmak, o toplumu köleleştireceğini belirtmiştir. Onun öğretisinde anlamak çok önemlidir, birşeyi anlamak için neden sorusunu sormaktan asla vazgeçmemek gerekir. O, Türk gençlerine güveniyordu, ömrünü gençlerin üretmesi, başarması için harcadı. Matematiğin simgesi oldu. Matematiğin teknoloji için çok kritik olduğunu gösterdi. Ancak bu kadar kritik olmasına rağmen,öğrenmenin ve üretmenin zor olmadığını, sabretmek gerektiğini, kendimize güvenmemizi söyledi. Analitik düşüncenin Ülkemizde gelişmesini sağladı. En önemli katkısı: Türk bilim insanlarının uluslararası arenada üst düzey çalışmalar yapabileceğinin göstermesidir. Bu gelecek nesillere bilimsel özgüven aşılamıştır. Cahit Arf bu toprakların yetiştirdiği en önemli bilim insanlarındandır. Cahit Arf bize, bilimsel çalışmaları takip etmemizi, bunlara katkı verip geliştirmemizi en önemlisi kendimize güvenmemizi söylemiştir. O Türkiyenin sadece takip eden değil bilgi üreten bir ülke olmasını istedi bunu yaparak örnek oldu. Kendisi oldukça alçak gönüllü bir kişilikti bu tarz insanların fikirlerini benimsemek bize faydalı olacaktır.
Gelecek Notları olarak ülkemize faydalı olmuş değerli insanlarımızı hatırlatmaya devam edeceğiz. Son olarak Cahit Arf’ın mesajını tekrarlayalım ANLAYARAK öğrenelim, basamakları sabırla çıkıp vatanımıza, milletimize faydalı olalım.
